page contents <$Angelart$>



Son Yazılarım


Türkiye Ekonomik Krizden Geçerken
Hindistan Cevizli Kurabiye
Körili Tavuk yemeği
Vardır Bir Hayır
Denizkızı ve Yunuslar




Kategorilerim



Bağlantılarım





Reklam Alanı


xxxxxxxxxxxx


Takvim


Recent Readers

View My Profile View My Profile View My Profile View My Profile View My Profile
Powered by BlogCatalog

Arkadaşlarım


asaygur

dilyadiyari

englishumut

hercaininmekani










Template


Template creato da Principessa
Distribuito da:



Angelart







18/6/2009 - 4. Murat ve Yenikapı Efsanesi

Kategori: Efsaneler
4. Murat devri. Padişah tarafından, mey (şarap), afyon ve fal bakmak yasaklanmış. İstanbul'da bütün meyhaneler ve keşhaneler, artık gizlice çalışmaya başlamışlar. 4. Murat, bir gece, tebdil-i kıyafet (kılık değiştirerek) İstanbul'a indiğinde, karşıya geçmeye karar verip bir sandal kiralamış.

Sandalcı, müşterisinin sultan olduğunu bilmiyomuş tabii. Bir ara, sandalın yanından sarkan bir ipi çekmiş. İpin ucunda bir testi! Sultan, "Ne var o testinin içinde?" diye sormuş. Sandalcı, "Ne olacak, mey işte" diye gülerek müşterisine ikram etmiş. Her ne kadar yasaklamış olsa da, 4. Murat'ın alkolle arasının iyi olduğu bilinir. İkramı kabul etmiş; ama yine de, "Mey yasak. Hünkarımız görse kafanı vurdurtur diye korkmuyor musun?" diye sormaktan da geri kalmamış. Sandalcı da hâliyle, "Yâhu hünkâr nereden görecek bizi denizin ortasında?" demiş.

Aradan biraz zaman geçmiş. Sandalcı bu kez de, teknenin tahtalarından birini kaldırıp aradan afyon çıkarmış ve nargilesine atarak körüklemeye başlamış. Gönlü zengin adam, hemen müşterisine de ikram etmiş. Sultan yine kabul etmiş; ama yasağı gene hatırlatmış. Sandalcı aynı şekilde, "Kim görecek ki bizi denizin ortasında!'" demiş. Biraz daha vakit geçmiş. Bizim sandalcı cebinden fal taşlarını çıkarmış. Hünkâra, "Ver 5 akçe de falına bakayım." demiş. Fal 4. Murat'ın en kızdığı şeymiş, ama "Hadi biraz daha sabredeyim." diye düşünüp, "Bak bari..." demiş.

Fal taşlarını elinde çalkalayıp atan sandalcı, "Efendi, sorunu sor bakalım." demiş. Padişah, "Hünkâr, şu anda nerededir?" diye sormuş. Sandalcı taşlara bakıp; "Hünkâr, şu an denizdedir." demiş. 4. Murat, endişelenmiş gibi yapıp, "Sakın yakınımızda bi yerde olmasın?!" diye sormuş sandalcıya ve tekrar iyice bakmasını söylemiş. Sandalcı, taşlara tekrar bakmış ve birden, 4. Murat'ın ayaklarına kapanıp, "Affet beni hünkarım!" diye yalvarmaya başlamış. Kıyıya dönene kadar yalvarmaya devam etmiş. Padişah, dayanamayıp, "Sana bir soru soracağımm. Eğer bilirsen, seni affederim. Bilemezsen kıyıya dönünce ânında boynunu vurduracağım." demiş. Sandalcı sevinçle, "Padişahım çok yaşa!" demiş ve merakla soruyu beklemye başlamış.

4. Murat, sandalcıya, "Dönüşte İstanbul'a hangi kapıdan gireceğim?" diye sormuş. Tabii sandalcı hemen itiraz etmiş, "Hünkarım, şimdi ben hangi kapıyı söylesem, siz başka kapıdan girersiniz. Affinıza sığınarak, gireceğiniz kapıyı bir kağıda yazsam ve size versem; kapıdan geçtikten sonra okusanız olur mu?" demiş. Hünkâr, başını "Olur" anlamında sallayınca, sandalcı tahminini yazıp kağıdı vermiş.

Padişah, kağıdı alır almaz, daha bakmadan, yanındaki fedâîsine, "Hemen boynunu vur şu kâfirin" emrini vermiş. Sonra da, "Surlara yeni bir kapı açıla! İstanbul'a oradan gireceğim." demiş çevresindekilere. Kapı 5-10 dakikada açılıp, padişah ve erkânı şehre girmiş. 4. Murat, bir ara, sandalcının kağıda hangi kapıyı yazdığını merak etmiş. Kendinden çok eminmiş, laf olsun diye cebindeki kağıda bakmış. Ama okuyunca hayretler içinde kalmış. Sandalcı, kağıda şunları yazmışmış: "Hünkarım, yeni kapınız vatana millete hayırlı uğurlu olsun"

O gün bugündür de işte o kapı, "Yenikapı" olarak anılıyormuş.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



18/6/2009 - Bugu Tekin ve Gök Kızı Efsanesi

Kategori: Efsaneler
Bugu Tekin bir gece otağında uyumakta iken, birdenbire pencerenin açıldığını, içeriye gökten gelen güzel bir kızın girdiğini gördü. Bugu Tekin, neye uğradığını anlayamadığından gözlerini kapayarak uyur gibi yaptı. kız, Bugu Tekin'i uyandırmak için çok çalıştı, bir turlu uyandıramadı. Ümidini keserek pencereden çıktı, gitti.

Ertesi gece kız, yine geldi. Bugu Tekin, kendisini yine uykuda imiş gibi gösterdi. kız bu defa da uyandıramadan gitti.

Sabah olunca, Bugu Tekin, kızın tekrar geleceğini düşünerek buna bir çare bulmak üzere vezirine açtı. Vezir dedi ki: "Bunda korkacak bir şey yok. Belki hepimizin sevineceği Hayırlı bir iş vardır. Herhalde bunun gelişi size kutlu bilgileri öğretmek içindir.Yarin gece gelirse artık kendinizi uykuda göstermeyin. O zaman niçin geldiğini anlarsınız."

Üçüncü gece, kız, yine geldi. Ama bu defa Bugu Tekin, onu karşıladı, saygı gösterdi. Bu kız, vezirin tahmin ettiği gibiydi. Gerçekten bir tanrıça ve gökten gelen bir kızdı. Bugu Tekin'e yeni bir din göstermek için gelmişti.

Bugu Tekin'e: "Arkamdan gel" dedi. Bugu Tekin, kızı takip etti. Gittiler. Nihayet "Ak dağ"a ulaştılar. Bugu Tekin'e yeni bir dinin gizli taraflarını anlatmaya başladı.

Bundan sonra kız otağa gelir, Bugu Tekin'i Ak dağ'a otururdu. Bu durum, çok gece devam etti. Bugu Tekin, yeni dinin esaslarını ve sırlarını öğrendi.

Bir gece artık bu görüşmelerin sonu idi. kız veda ederken "Gökte, yerde ne varsa hepsini öğrendiniz. Ben artık gelmeyeceğim. Yarından itibaren dünyanın dört bucağını fethe başlayın. Gösterdiğim yolda adalet yapın. Size öğrettiğim gerçekleri her tarafa yayın." dedi.

Sabah olunca Bugu Tekin, kardeşlerini çağırdı. Her birini bir orduya tayin ederek bunları dört bucağın fethine gönderdi. Kendisi de büyük bir ordu ile Çin üzerine yürüdü. Hepsi de seferlerini başardılar.


Alıntı
Kaynak: "Türk Mitolojisi", Murat Uraz. Düşünen Adam Yayınları, İstanbul, Şubat 1992.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



18/6/2009 - Güzelce Kız -Aynalı Mağara Efsanesi

Kategori: Efsaneler

Güzelce Kız, bir kral kızıdır. Dünyalar güzelidir. O kadar güzeldir ki; görenler dayanamaz, yıldırım düşmüş gibi kendilerinden geçerler. Bu yüzden genç kız, hep peçeli gezer, güzel yüzünü kimseye gösteremez.

Artık zamanı gelmiştir diye düşünen babası, dört bir yana haberciler çıkarır kızını evlendirecektir ama kim kızının peçesini açıp güzelliğine dayanır, onu dünya gözüyle seyredebilirse kızını ona verecektir.

Bu çağrıya yedi iklim, dört bucaktan şehzadeler, vezir çocukları, dünya zenginleri, yiğitler, bilginler, kısacası gençliğine, bilek gücüne güvenenler dört nala Amasya’ya gelirler.

Amasya meydanında kurulan özel bölümde bulunan Güzelce Kız bekleyedursun. Kendine güvenen delikanlılar cesaretlerini toplayamaz, yanına yaklaşan ise peçesini kaldırmak istediğinde eli titrer, dizlerinin bağı çözülür. Bu sahneler günlerce devam eder. Bir gün fakir mi fakir, ama yiğit mi yiğit, gerçekten güzel, alımlı bir delikanlı “Ben de şansımı denemek istiyorum!” diye destur alıp tahtın yanına yaklaşır. Herkesin şaşkın bakışları arasında hiç vakit geçirmeden Güzelce Kız'ın peçesini kaldırır. O an öyle bir elektriklenme olur ki, bir aydınlanma, bir alev, bir ateş sarar etrafı. Kimse ne olduğunu anlayamaz. Meydanda bulunanlar korkudan yerlere kapanır. Sonra, sonsuz bir sessizlik içinden kömür kesilir iki genç, yan yana uzanmış şekilde.

İki gencin cesedi, şehre yakın yerdeki bağ ve bahçelikler yanında bulunan kaya mezar içinde iki ayrı odaya gömülür. Bu kaya mezarının dışı güneşle birlikte Güzelce Kız’ın yüzü gibi parlamaya başlar. Bu parlaklığından dolayı da, daha sonra kaya mezarın adı " Aynalı Mağara" diye ünlenir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




<- :: Sonraki Sayfa ->








Cbox


buraya cbox kodları


Pasaj




Arkadaş Bannerleri


Glitter Photos
[Glitterfy.com - *Glitter Photos*] Glitter Photos




Başlık



Blog Adı


buraya blog hakkındaki duyurular




Başlık



widget p>

google3c9eaf3c88fce8ee.html